Google



Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

free counters
TV'de Bugün

25/11/2009 · Kategori: recaizade-mahmut-ekrem

     Bihruz Bey  İstanbul’da yaşayan, pek şık giyinmesini seven o zamanın modasını takip eden Fransız hayranı Türkçeyi  hakir gören  yarım yamalak Fransızcası ile çevresine caka satan mirasyedi ve validesinin yardımıyla geçinen, kibirli, genç bir beydir.

     Her yıl olduğu gibi, baharın gelmesiyle Bihruz Bey’in de içi hoş olur ve sık sık gezintilere çıkar. Bir gün gelir ve lando diye tabir edilen ve bir o kadar da şık olan sarı renkli oldukça pahalıya aldığı arabasına biner. Arabasıyla Çamlıca'da Keyfi Bey’i görüp arabasına alır. Bir müddet gezdikten sonra bir arabanın içerisi de iki hanımın onlara göz süzerek baktığını   Keyfi Bey,  Bihruz Bey’in dikkatini çekmesini sağlar. Bihruz Bey, Periveş adında güzel, yirmi yaşlarında, sarışın bir hanım ve sarışın hanımın hizmetkarı sandığı yaşlıca bir kadın görür. Kıza çiçek sunar, Bihruz Bey, blond diye tabir ettiği sarışın hanıma gönlünü kaptırır. Bu hanımların arakalarından yürür ve hanımların bu yere bir sonraki Cuma geleceklerini öğrense de gelecekleri saati öğrenmek nasip olmaz. Bir anda Keyfi Bey’in çıkması ile Periveş hanım hızlıca kaçar ve Bihruz Bey her ne kadar takip etmeye çalışsa da izini kaybeder. O günden sonra bu sarışın güzel, Bihruz Bey’in aklından hiç çıkmaz.

     Bihruz Bey sarışın hanım için bir mektup ve alıntı bir şiir yazıp, gönderir. Fakat daha sonra şiirde anlamını bilmediği bir sözcüğün, ona değil de sarışın yerine esmere hitap ettiğini öğrenince kahrolur. Bu sırada borçlarının kabarması üzerine paraya ihtiyaç duymaktatır. Bu yüzden köşkü satmayı düşünse de validesi buna izin vermemektedir. Keyfi Bey ile konuşurken Keyfi Bey’in yalandan söylediği sarışın güzelin (blondun) öldüğü haberini alır. Bunun üzerine Bihruz Bey sanki çok büyük bir aşk yaşamışlar gibi kendini kahreder, günlerce ağlar.

    Daha yeni kendine geldiği anda dışarı gezintiye çıkmıştır. Üsküdar vapuruna yaklaşır fakat onu kaçırır. Vapur henüz iskeleden ayrıldığı anda Periveş hanımın vapurda oturduğunu görür. Bir anda büyük bir heyecana kapılır ve sevinçten gözleri ışıldar. Keyfi Bey’in yalanını suratına çarpmak hevesiyle Keyfi Bey’in yanına gider fakat Keyfi Bey ikinci bir yalanla o gördüğü kişinin Periveş hanım olmadığını ve ona çok benzeyen bir çalışanı olduğunu söyler. Bunu üzerine Bihruz Bey tekrar yıkılır. Bu esnada alıcaklılar Bihruz Bey’i sıkıştırmaktadır.

    Bihruz Bey’in arabacısı olan Andon bir gün Bihruz Bey’in emri üzerine onu bekler ve Bihruz Bey’in geri dönmemesi üzerine köşke doğru yola koyulur. Bu esnada arabayı çizdirerek ufak bir kaza yapar. Bundan Bihruz Bey’in haberi olmadan kurtulmak amacıyla arabayı tamir fabrikasına götürür. Fabrikasında Bihruz Bey’in arabasını gören Kondaraki, onca uyarılara rağmen Bihruz Bey’in borcunu ödememesi üzerine arabaya ve hayvanlara el koyar. Bunun üzerine Andon çaresiz köşke gider ve olanları Bihruz Bey’e anlatınca işten kovulur. Kondaraki daha sonra Bihruz Bey’e nisbet olurcasına Andon’u işe alır.
Bihruz Bey validesinin isteği üzerine İstanbul’dan ayrılmayı düşünürken bir yıl daha burda geçirmeye karar verir. Bu esnada Müsyü Piyer ara sıra gelmekte ve beraber çalışmaktadırlar. Bir gün Bihruz Bey çarşıda gezerken o sarışını tekrar görür ve blondunun çalışanı olarak sandığından aşık olduğu sarışın kadının mezarını öğrenmek maksadıyla hanımın peşine koyulur. Ara bir sokaktan geçerken nazik bir şekilde durumu izah eder. Sonra da aşık olduğu o sarışın hanımın aslında o çalışan kadın olduğunu ve o gün geldikleri güzel arabayı kiraladıklarını diyer bir tabir ile zengin olmadıklarını öğrenir. Bunun üzerine yalan aşkından dolayı Bihruz Bey bir daha yıkılır. Sarışın hanım da alay ederek yoluna devam eder.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

6/11/2009 · Kategori: Emily Bronte

     Bay Lockwood, zengin bir insandır şehrin kalabalığından bıkıp sesiz bir kasabada kafasını dinlemek ister ve bir yıllığına Yorkshire'ın uzak bir köşesinde malikâne kiralar. Buraları çok güzel diye düşünür. İnsanlardan uzak duran birinin arayıp da bulamayacağı bir yer… “Bay Heathclif, ben yeni kiracınız Lockwood” der.”Sizi ziyaret etmekten şeref duyuyorum, Thrushcross Grange ‘a yerleşmek konusunda gösterdiğim ısrarlı tavrımın sizi rahatsız edip, etmediğini öğrenmek istiyorum.” “Orası yalnız benim malımdır.. Kimse beni rahatsız edemez… Gel içeri ” der mal sahibi ve Joseph’i çağırır. Joseph tek yardımcısıdır. Yaşlı ama gücü kuvveti yerinde bir adamdır. “Uğultulu Tepeler” Bay Heathclif’in oturduğu bu yerin adıdır. Gerçekten burası kuzey rüzgarları’nın çok fazla estiği bir yerdir. Allah’tan evi yapan bunu anlamış ve evi çok sağlam yapmıştır. Bay Lockwood evi hayranlıkla izler. Kabartma resimleri, çocuk resimlerini ve aralarında 1500 yazısı ile “Hareton Earnshaw” adını görür. Evin tarihini öğrenmek ister ama ev sahibinden çekinir. Oturma odasına girerler. Burası kuzeyli bir rençperin odası gibidir. Ev ile ev sahibi arasında hiçbir bağlantı yoktur. Bay Heathclif bir köy ağası gibidir. Herkesten uzak duran bir köy ağası… Bay Lockwood bir sandalyeye oturur. Şarap içer, sohbet ederler. Onu tanıdıkça şaşılacak derecede insancıl olduğunu düşünür. Bay Lockwood ertesi gün yine Uğultulu Tepeler’e gitmek için yola çıkar. Ama tipiye yakalanır. Kapının tokmağını hızla vurur. Kimse sesini duymaz. Son kez deneyeyim derken bir delikanlı gelir onu, oturma odasına alır. Orda bir de bayan vardır. Evin hanımı diye düşünür. Konuşmak ister ama pek ilgi göremez. Ev sahibi gelir. Yemeğe otururlar. Yemekte evin hanımı diye düşündüğü kişinin Bay Heathclif’in gelini olduğunu öğrenir. Ölmüş oğlunun eşidir.Kapıyı açan delikanlı ise Hareton Earnshaw ‘dır. Hareton Earnshaw evin asıl sahibi olması gerekirken  Heathclif tarafından evin yanaşması haline gelmiştir. Burada evin gelini, yeni dul kalmış Cathy tanır. Hoş olmayan bir gece geçirir. Ertesi gün Malikanesine geri döner. Yanında çalışan kahya kadından onlar hakkında bigi edinmek ister. Kahya kadında bildiği her şeyi kendisine anlatır.

 

     Wuthering Heights adı verilen evin sahibi Bay Earnshaw, Liverpool’dan 6 yaşlarında çingene gibi esmer bir erkek çocuğuyla geri döner günün birinde. Heathcliff adını taktığı, soyadı olmayan bu çocuğu oğlu Hindley ve kızı Catherine ile birlikte, kendi çocuğuymuş gibi büyütmek ister. Catherine ile Heathcliff birbirlerini hemen severler. Babaları öldükten sonra Catherine’nin ayyaş ve kötü bir deli kanlı olan ağabeyi Hindley, Heathcliff’e eziyet eder, sıradan bir uşakmış gibi davranır ona. Çocuklar büyüyünce Heathcliff, Catherine’nin onun gibi biriyle evlenmesinin kendisini küçük düşüreceğini duyar. Bunun üzerine Wuthering Heights’tan kaçar. 3 yıl ortadan yok olduktan sonra, varlıklı bir adam olarak geri döner. Bu arada Catherine Trushcross Grange denilen komşu malikânenin sahibi genç Edgar Linton ile evlenmiştir. Heathcliff,  duygulaıyla oynanması ve Cathy'nin soylu ve varlıklı Edgar Linton'la evlenmesi üzerine her iki aileden de öç almak ister Catherine ile Heathcliff karşılaşınca aralarındaki tutku yeniden başlar. Catherine kendi adını taşıyan kızını doğurduktan hemen sonra ölür. Cathy'nin çocuk doğururken ölmesi Heathcliff'in, Cathy 'ye yönelik aşk-nefret karışımı duygulardan kurtulmasına yetmez.   Heathcliff de Edgar Linton ‘a kötülük olsun diye, onun kardeşi İsabella ile evlenir. İsabella’dan, dayısının adı verilen bir oğlu olur.  Heathcliff'in öç planları söz konusu ailelerin ikinci kuşaklarına değin uzanır Aradan 20 yıl kadar geçer ve Heathcliff Earnshaw ailesinden de, Linton ailesinden de öcünü almayı sürdürür. Yine sırf kötülük etmek amacıyla kendi oğlunu, Edgar Linton ‘un ve Catherine’nin kızı Cathy ile zorla evlendirir. Earnshaw ile Linton ailelerinin malına mülküne, yani Wuthering Heights ile Trushcross Grange ‘e el koymanında yolunu bulur. Kendisine yapılan eziyetlerinin hıncını almak için, Hindley Earnshaw’a da, oğlu Hareton’a da bir köpek muamelesi yapar.

 

     Zihnini kemiren saplantı yaşamının sonuna değin sürer.  Oğlu öldükten sonra, Heathcliff’de ölür. Sonunda gencecikken dul kalan Cathy ile Hareton evlenir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::